Posts

the art of letting go

Biraz oldu yazmayalı,, bazen kendimi kötü hissediyorum. insanlarla yeterince vakit geçirmememe sanki ben engel oluyormuşum gibi geliyor; aslında muhtemelen engel olan benim. Bu bir duygusal korunma mekanizması olabilir mi? evet, öyle sanırım.  Bazen birine yakınlaşabiliyorum, o yakınlığı gerçekten hissediyorum ama hemen ardından bir korku başlıyor: 'Bu ne kadar sürecek, ne zaman bitecek?' Bu yüzden daha çok yakınlaşmak yerine mesafeyi korumaya, o çizgide tutmaya çalışıyorum. Sonuçta yüksek ihtimalle bir varım, bir yokum. Bu durum hakkında kötü hissediyorum ama üzerine ekstra düşünmüyorum; zaten içten içe farkında olduğum bir şey için neden vakit kaybedeyim, neden duygularımı daha fazla işin içine karıştırayım ki? Bilmiyorum, aklım bazen çok karışık. çünkü ben tek bir konuyu, tek bir ilişkiyi, platonik ya da romantik fark etmez, çok fazla takabiliyorum. Sanırım esas kaçtığım şey bu, emin değilim. Düşünmek, hissetmek pek istemiyorum; birini ya da o hissi kaybetmekten korkuyorum. ...

my first written podcast flopping impact

l ately i’ve been thinking about starting a podcast. i genuinely think i’m enjoyable to listen to. yet i think i’d do it with a different name. it feels safer.  it’s almost 2am, my desk is a mess and i should be sleeping because i have to wake up early (which is to say: today). but instead i was thinking until i killed the battery of my laptop while playing genshin. ihaven’t played in a while.   i lied. i literaly log in every day. 파이팅 even in hard conditions... what i was actually thinking about wasn’t even the lore at first it was the characters. specifically columbina. and how disappointed i am that she’s not what i expected. i’ve seen a lot of comments about this in fact. people wanted her to feel genuinely unsettling. scary in a quiet way. she’s a fatui harbinger. they were supposed to feel wrong, mysterious, morally disturbing not a rando that the traveller literally fixes. early genshin did that well. back when tartaglia was introduced, the concept of the fatui felt uns...

kusulan yaşlar

Rüyamda sorumsuzca çantamı unutuyordum, alkollüydüm sanırım. Rüyalarım hep düşündüğüm, stres olduğum, kafamın arkasında olan düşünceler ve yaşantılar olur genelde. Kötü hissettim çünkü sorumsuz olduğumu zannetmiyorum ve hiç çanta gibi önemli eşyalarımı bir yerde bırakmadım. 3 gün önce içimdeki bir parçayı, ışıltıyı bıraktım geride. Unutmadım aslında; o orada kalmak istedi, gelmek istemedi benimle. Ben de istemezdim gitmek. İçim hâlâ sızlıyor, kalbim hâlâ acıyor.  İnsanlarla etkileşime girmek daha da zorluyor; tek kalsam ise depresyon döngüsü... Düşünmüyorum bu yüzden ve beynimi gereksiz şeyler ile dolduruyorum. Malum, bir şeyi ne kadar uzun görmezden gelebilirsin? Rastgele bir çarşamba gününün sabahı o yaşlar kusulmaya başlıyor.

while im on CA939

It’s literally like I cannot control it; tears keep running down my face and I don’t know why I am so sensitive. I don’t know why I keep crying. Yeah, I love this place. maybe I love it too much that leaving hurts, even though I know I will be back soon. It feels exactly like saying goodbye every time I leave my home, but this place is not my home. So why feel this way? I am grateful,, I am so grateful for every experience I had this month. It is so special to me. The little interactions I had with people... I am so grateful it makes me so happy to think about, and once again, I get emotional and tears start rolling down my face. Why am I like this? Recently, I haven’t been this emotional not even the time I broke up with my ex. Maybe I love places more than people. Thank god I don’t link it to anybody or bodies. This helps me see the reality. I should be fine, I think.

ben artık kariyer kadınıyım

Bitirmem lazım benim bu tek taraflı aşkı. Olmuyor böyle; çok uzattın. Sana duyduğum bu takıntı artık bana kötü gelmeye başladı. İlk değilsin,son da değilsin (tahminen). Bu aşk ve romantizm işlerinde bir kaç sıkıntım var galiba.  Kafamdaki o her şeyi içine kattığım tarhana çorbası. Yazın ardından hemen gelen o kış mevsimi. Kışı çok severim bu arada. Belki de tüm bunları ben istiyorumdur. Belki de sadece delirdiğimi görmek istiyorumdur. Bu sabah kendi kendime, bu aşkı bitirmeye karar kılmıştım. O an pek de takılmamıştı aklıma. Ama neden ansızın saat 01.05'te, zifiri karanlıkta tekrar düştü bu düşünce içime? Neden sosyal medya profiline girdim? Neden iki saat önce sana Reels attım? Peki, sen neden iki saat sonra geri döndün? Ne yapmaya çalışıyorsun? Neden üç gün önce çok tatlı olduğumu söyleyip bugün soğuk davranmayı tercih ediyorsun? Ben neden sana yüz veriyorum ki? Biraz çirkinsin. Zeytin seviyor musun? Umarım seviyorsundur, ben de çok seviyorum. Çık artık aklımdan, özledim seni, lü...

anlık

Kafam hâlâ karışık, içim de öyle. Yalan söylemeyeceğim ama şu an çok güzel bir an. Yavaş yavaş kar yağıyor. Her şey o kadar sakin ki… Hayatın o yavaş, dingin ritmi var etrafta. Kendimi bazen ne kadar kötü hissetsem de, deli gibi hissetsem de, delirdiğimi sansam da, bazı anlar insanı gerçekten sakinleştiriyor. Şu an sokaklar çok sessiz. Herkes sakin. Her şey çok tatlı geliyor gözüme. Herkes çok tatlı. Az önce bir köpek gördüm; sahibi onu gezdirmeye çıkarmıştı. Köpeğin çiçek şeklinde bir tokası vardı. Çok tatlıydı, gerçekten çok hoşuma gitti. Bundan yarım saat kadar önce ise hazırlanırken ağlıyordum. Bir anda geliyor bazen, yapamıyorum. Sebebi de belirli bir şeye bağlı değil aslında. Bir insana, bir olaya değil. Daha çok nostalji ve melankoliyle ilgili sanırım. Bazen bütün hayatım gözümün önünden geçiyor. Neden olduğunu bilmiyorum. Bazı şarkıları dinlerken, o nostalji hâlinin içinde tetikleniyor olabilirim. Hâlâ düşündüğüm şeyler var, hâlâ hissettiklerim var. Ama bu anın tadını çıkarmaya...

neyim ben bir medyum mu?

İçimde bir his var. O his titretiyor beni biraz. Sanki bir şeyleri önceden biliyormuşum gibi hissediyorum. Gitmek istemiyorum, evet; gitmek istemediğim için bir amaç arıyorum ama neden gitmek istemiyorum? Param o kadar yok, arkadaşım yok, resmen yurt odası gibi bir yerde kalıyorum. Biliyorum aslında neden gitmek istemediğimi. Her ne kadar bu hayattaki tempom biraz yavaşlamış olsa da kendime inancım var. Bazı şeylerin iyiye, ne kadar iyiye bilemesem de gelişeceğine inanıyorum. Aklımda birkaç düşünce var.. Korktuğum şeyler var; gitmekten de korkuyorum, kalmaktan da. Olmasından da korkuyorum, olmamasından da. Kendime diyorum 'ne bok yiyeceğim', ama şükür stratejik bir insanım; I always figure something out . Lakin kafamda bu tartışma hep döner: Ne doğru, ne yanlış? Ne etik, ne değil? Cevabını ben asla veremiyor olsam bile, diğer insanlar benim adıma cevaplayabiliyor. Bunu hiç sevmiyorum ve artık 2026 kararlarımdan biridir bu: Kimseye artık hiçbir şeyi o kadar anlatmayacağım. Kimse...